MESLEKİ DANIŞMANLIK

Tam istihdam hedefine en yakın olunan ve refah devletinin “altın çağ”ını yaşadığı dönemlerin ardından gelen dönemde, tüm gelişmiş ülkeler kronik işsizlik kavramı ile yüzleşmek zorunda kalmıştır. Toplumsal ahengi bozan başlıca unsurlardan olan işsizlik, 1980’den itibaren girilen neoliberal dönem ile yaşanan ekonomik ve sosyal değişimler eşliğinde başta Avrupa olmak üzere tüm Dünya’da önemli bir sorun haline gelmiştir. Yaşanan ekonomik krizlerin de perçinleyerek gündemin en sıkıntılı sorunlarından biri haline getirdiği işsizlik, birey ve toplum açısından potansiyel ekonomik bir kayıp olarak kendisini göstermektedir.
İşgücünün üretim amacıyla istihdamı ile başlayan ve günümüze dek varlığını koruyan işsizlik, son yüzyılda alınan tüm ekonomik, sosyal ve politik önlemlere rağmen etkisini arttıran, önüne geçilemeyen, özelde bireyi genelde ise toplumları etkileyen bir rijit gerçeklik olarak karşımızdadır.
İnsan gücü, üretim unsurlarının belki de en önemlisi olan işgücünün temel kaynağı olarak israf edildiğinde, atıl kaldığında yahut yeterince değerlendirilmediğinde, özellikle iktisadi gelişmesini başarma çabasında olan Türkiye için üretim gücünün kullanılamamış olması, en iyi ihtimalle yerinde sayması manasını taşır. Çünkü iktisadi gelişmenin taşıyıcısı üretim gücü ve bu gücün artması olduğundan, bu gücün yapısı ve istihdamı da doğası gereği ülke kalkınmasının yegâne etkeni olacaktır.
Türkiye’de istihdam yapısı, son 10 yıllık dönemde önemli bir değişim geçirmiş ve işsizlik sorununa yapısal değişim nedenli yaklaşan çok sayıda çalışma yapılmıştır. Yapılan bu çalışmalar sonucunda, Türk İşgücü Piyasası’nın bazı önemli özellikleri dikkat çekmektedir. Bu özelliklerden bir tanesi, 1950’lerden sonra başlayan kırsaldan kente geçiş sürecinin hala devam etmesidir. Evrensel kalkınma sürecine özgü olarak kırsaldan kentlere geçiş, tarımdan tarım dışına işgücü göçünü ve tarım dışında yüksek miktarda istihdam yaratılması gerekliliğini beraberinde getirmektedir. Ancak, planlı kalkınma döneminde hızlı bir büyüme sürecine girilmesine rağmen, Türkiye’de sanayi istenilen düzeye ulaşamamıştır, tarımda geri gitmiştir. 617 sayılı KHK ile Türkiye İş Kurumu kurulmuştur.1946 yılında kurulan İŞKUR’a 2003 yılında çıkarılan yasayla yeni bir nitelik kazandırılmış ve bu tarihten itibaren İŞKUR aktif istihdam politikalarını hayata geçirmekle görevlendirilmiştir. İşte bugün hem kamu istihdam kurumu olan İŞKUR’da hem de özel istihdam bürolarında görev yapan ve işsizlikle mücadelede kişilerin tekrardan istihdama kazandırılmasını amaçlayan aktif işgücü politikalarının uygulayıcısı olan İŞ VE MESLEK DANIŞMANLARI hayati öneme sahiptirler. Bu kesimin çalışma hayatında yaşadıkları olumsuzlukların ve tecrübe ettikleri sistemsel problemlerin ve memnuniyet durumlarının düzenli aralıklarla tespiti gereklidir.

Yazmaya Başla
1
Bize Yazın
Merhaba